31 Mart 2010 Çarşamba

BAYERN:2-1:MANUTD

manchester maça avantajlı başladı, iyi de götürdü oyunu. nani ve rooney ile 3 net pozisyon da buldu, fakat değerlendiremedi, değerlendiremedikçe de bayern in inancını artırdı. ilk yarıda kontrolü tamamen elinde tuttu. nani özellikle sağ kanatta etkili oldu. bayern ise manchester ın izin verdiği yerlerde top yapabildi. ribery sol kanattan etkili olmaya çalıştı ama golü bulup kapanan manchester defansı karşısında boşluk bulamadı. şansları 2. golü yememiş olmalarıydı.
2.yarıya bayern beklenildiği gibi daha hızlı ve iştahlı başladı. hamit le etkili oldular. ancak 2.golü yeme korkusuyla bekleri bir türlü hücuma dahil edemediler.60lardan sonra iki teknik adamdan da hamleler geldi. sir orta sahayı bir eksiltip, çift forvete dönerken, topu önde tutmayı hedefledi. van gaal ise varlık gösteremeyen müller i gomez ile değiştirdi. sir bir daha bulup, işi almanya da bitirmek derdindeydi. ama hesaplarını ribery nin frikiği bozdu. skora denge gelmişti artık.yaptığı değşikliklerden de verim alamadı. ancak 1-1 de fena skor değildi. fakat van gaal 1-1 ile yetinmek istemiyordu. 85 te hamit in yerine klose yi de alarak forveti üçledi. kısa süreliğine de risk almış oldu ve takımına galibiyet istediğinin mesajını net bir şekilde iletmiş oldu. son dakikada da united ın defans hatasını değerlendirip, golü buldular. artık bir hafta sonra united a galibiyet gerekecekti.son 15 maçta 11 gol bulan robben in sakatlıktan dönüşüyle hücum anlamında güçlenecek bir bayern ile old trafford atmosferinde başka türlü oynayan manchester ın maçı oldukça keyif verecek. united adına önemli eksik rooney nin yokluğu.



29 Mart 2010 Pazartesi

ÜÇLÜ PİRİZ, ALİ SAMİ YEN, MARKA DEĞERİ VE DERBİ

ali sami yen de ilginç bir o kadar da futbol olarak alışılmış bir gece yaşandı. 2 sezon önceki volkan-edu üretimi nonda golünün olduğu maç veya 1. daum döneminde appiah ın pası ve nobre nin mondragon un üzerinden aşırtma golünün olduğu maçtan futbol anlamında pek bir farkı yoktu. galatasaray hep iştahlı ve hücumcu çıkıyor sami yen e fenerbahçe ise sakin, ayağa pas oyunu oynayıp, maçı 0-0 a bağlamaya çalışıyor. sıkıştırabilirse 1 gol. bireysel hata olmazsa veya galatasaray olağanüstü iyi değilse gol yemiyor. istisna fenerbahçe nin 8 kişiyle bitirdiği kupa maçı. fenerbahçe taraftarı da, daum da(önceleri zico da, hatta aragones de) gümbür oynayıp ali sami yen den çıkamayacağını biliyor ve bu oyunu tercih ediyor. onun için de epey uzun bir süredir ali sami yen derbilerinde daha çok mücadele ön plana çıkıyor, kalite geride kalıyor. galatasaray aslında galibiyete yetecek 2 pozisyon buldu ama atamadı. eminim golü atsa fenerbahçe çıkaramazdı da. ama atamadılar, olmayacak bir gol yedi(ler). ilginç olan fenerbahçe evinde galatasaray ı bu durumda yakaladığında çok kolay dağıtabiliyor ama galatasaray ın henüz böyle bir şey yapabildiğini göremedik. dün galatasaray ın sorunu orta sahadaydı ama rijkaard sorunu başka yerde aradı. doğrusu transfer sorununda da başka yerde aradılar. defansa takviye doğru hamleydi fakat dos santos yerine orta sahaya takviye daha isabetli olurdu.

ali sami yen deki şeref tribünü sakinlerini ısıtmak için kullanılan ufoların güç kaynağı 3lü pirizleri görünce aklıma marka değeri tartışmaları geldi. defalarca gözümüze takıldı 3lü pirizler. ligimizin reytingi en yüksek maçı böyle görüntüler görmemeliyiz.

23 Mart 2010 Salı

DOYMAK BİLMEYENLER


manchester sonlara doğru ligde yine öne geçti, şampiyonlar liginde de varlar. biz de şampiyon olan takım ertesi sezon doyuma ulaşır. adamlarda ne mide varmış doymak falan bilmiyorlar, sürekli iştah kabarık, fizik, teknik, taktik dışında bir açıklaması var bu işin.

ERTUĞRUL SAĞLAM


kayserispor dayken uefa tarafından en iyi genç antrenörler arasında gösterilmişti. adamlar bizim gibi değil, tahminlerinde yanılmıyorlar. kayseri de kupa kazanıp, beşiktaş a gitti, orda tartışmalar arasında bir sezondan braz fazla kalabildi, sonra bursa ve de bugünlere geldi. ama şimdi ilginç bir durum var. eğer beşiktaş a gitmeden önce böyle bir başarı yakalasaydı hemen beşiktaş için adı geçerdi ama tersi olunca herkes ters köşe vaziyetinde. inşallah gelecek sezonda takımın başında kalır.

İLKLERİN SEZONU

sezon öncesi böyle bir tabloyla karşılaşılacağı söylense kimse inanmazdı. bursaspor 8 hafta kala 5 puan önde, gerideki rakipleri birbirleriyle oynayacak. üstelik bursa neredeyse sıfır maliyetle kurdu bu takımı. her mevkide alternatif oyuncuları var. ertuğrul sağlam en zorlu maçlarda bile rotasyon uygulayabildi. yabancı türk ayrımı yapmadı. büyüklerin beğenmediği oyuncularla (zapotocny, ali tandoğan, ömer erdoğan, hüseyin çimşir, mustafa keçeli) buralara geldiler. dahası anadolu takımlarında istenmeyen oyuncular da rotasyonda ve de önemli süreler alıyorlar. kayseri den öğrencileri turgay ve iglesias kapı önüne konmuştu mesela, kirita bütün anadolu yu gezdi. sağlam geçen sezon takımda gördüğü eksiklikleri çok iyi giderdi. altyapıdan gelenlere de ayrı bir paragraf açmak lazım. sercan, volkan, veli, bekir ozan ve son maçta gördüğümüz ismail. herkesin dilinde bir de büyükler utansın falan var. ben katılmıyorum, bursa iyi kadro kurdu, iyi seyircisi var, en formda türk antrenöre sahipler. fenerbahçe mesela pahalı ama kötü bir kadroya sahip, antrenöre hiç girmiyorum, galatasaray ın antrenörü türkiye ye yabancı ve de formsuz, mustafa denizli değişik duygular için gitgeller yaşıyor, yıllar sonra savunmacı bir takım kurguluyor. bu arada da bursa doğruları üstüste koyuyor ve de aradan sıyrılıyor. fena mı oluyor, kesinlikle hayır. artık 5 büyüğümüz var. gözümüz aydın...

14 Mart 2010 Pazar

SÜPER LİG YAYINLARI

yayıncı kuruluş erman toroğlu nu sezon ortası göndererek yayın politikasının değişeceğini gösterdi. şansal büyüka nın açıklamaları programları artık profesyonellere yani yapım şirketlerine yaptıracaklarını belirtmişti. bir başka yenilik de yayınların çift spiker daha doğrusu çift yorumcu-spikerlere nakledilmesi oldu. bu durumdan yönetimin derhal vazgeçmesini diliyorum. madem spikerleriniz yorumculuğuna bu kadar güveniyordunuz neden daha önce maçla ilgili bir tek kelime yorum yapmalarına izin vermediniz? bir de bazıları gerçekten futboldan bir şey anlamıyor ayrıca anında yorum yapma zorunluluğu hissedip ilginç şeyler söylüyorlar. bir lafım da yönetmene, özellikle dünkü maçta olan biten pek çok şeyi göremedik, oyuncular birbirini yiyor, ilginç bir şekilde deivid in yüzü saniyelerce ekranda kaldı. yayıncı kuruluş yapacağı yatırıma ek olarak bir yönetmen ve de şöyle üç dört tane iyi spiker almalı.

OLMAYACAĞI BELLİYDİ


sezon başındaki seri herkesi aldattı ama o zamandan belliydi. hesapta olmayan sakatlıklar sonrası takımın bütünüyle fizik olarak çökmesi. herkes nerde o sene başındaki cristian diyor? adamın kapasitesi belli. temposuz bir oyuncu maldonado nun biraz uzun boylusu, biraz da topla daha iyi. onun dışında koşan, basan, pres yapan, topu alıp gidebilen bir oyuncu falan değil. dörtlü savunmanın önüne çakılı oynayan bir oyuncu olduğu bile bile alınmış. adam tatilsiz oynuyor, buna rağmen daum onu geldiğinden nerdeyse her maç dinlendirmeden oynattı. zaten kapasitesi sınırlı bir oyuncu fizik olarak da düşünce dayanılmaz hale geldi. santos aynı şekilde tatilsiz üstüne bir de konfedarasyon kupası artı sezon başı bol seyahatli milli maçlar oynadı. daum onu da dinlendirmedi o da sakatlıklar sonrası fizik olarak çöktü. güiza malum, sürekli bir topuk sakatlığı, bakalım dünya kupasında duyacak mıyız bu sakatlığı. gökhan gönül haftalardır sakat sakat oynuyor. bence daum herşeyden maksimum dakika koşabilecek oyuncuları oynatmalı. bu işin fizik kondisyon durumu.

gelelim mental boyutlara... takımda öyle oyuncularınız var ki takım cezalıyken gelip, stadyumda maçı izleyeceğine taksim e akıyor. teknik direktör olsam böyle bir durumla karşılaşacağıma çok farklı bir kaç mağlubiyeti tercih ederdim. mesela güiza 11 de olmadığını öğrenince ısınmaya çıkmıyor. semih le yaşananlar ortada. daum da ilginç bir ifade var 2 haftadır. oturmuş kalmış durumda. sanki kontrolün kaybolduğunun farkında, basın toplantısında çıkıp iddialı bir şeyler de diyemiyor çünkü takımına güvenmiyor.

teknik taktik açıdan konuşursak... artık savunma önüne 10-15 metrekarede oynayan ön libero kullanan takım kalmadı avrupa da. artık genel tanımlı orta saha oyuncuları var. iki yönlü oynayabilen. daum un cristian tercihi bu noktada verim vermedi. eldeki selçuk ve deniz den yada gönderilen maldonado dan pek bir artısı yok. ayrıca alex tipi 10 numarayla oynayan da kalmadı. fenerbahçe nin artık bu 4-4-1-1 den vazgeçmesi lazımdır. elinde emre, topuz, özer gibi orta saha oyuncuları varken, keita tipi kanat oyuncuları alarak 4-3-3 ü denemesi daha mantıklı görünüyor.

işin bir de yönetim tarafı var... başkan 3 yıl garanti verdi, daha 1.yıldan olay bitecek. başkan napacak? daum u göndersene tazminat malum. transfer yapsa isabetli olmuyor. gerçekten işi zor. ben bu işi beceremedim deyip gitmek de olmaz. bakalım neler olacak?

11 Şubat 2010 Perşembe

NECATİ


son iki yılda hakan şükür, ümit karan, necati ateş, shabani nonda gibi şu an jo nun yokluğunda direk 11 oynayabilecek 4 forveti satan galatasaray, biz fazla forvetten zarar gelmez çığlıkları atarken jo da sakatlanınca forvetsiz kaldı. uefa da jo yu da oynatamayacak. üstünel gerçekten iyi transfer yapıyor. herkesi kiralamayı biliyor galatasaray ama neden burnunun dibindeki batuhan ı göremiyor? batuhan şu kadroda oynamaz mı?

25 Ocak 2010 Pazartesi

TEŞEKÜRLER TÜRK TELEKOM OLMALIYDI!

digiturk zaten ihaleyi zararına da olsa sırf türk futbolu gelişsin diye aldı, kurduğu altyapıyı, abone sayısının bir anda, maçları yayınlamayınca düşeceğini hesaplamadığı için aldı. süper lig takımları türk telekom a dua etsinler, onlar bu ihale de olmasaydı fiyat buralara gelmeyecekti.

FAZLA FORVETTEN ZARAR GELMEZ - 2


fenerbahçe için yazmıştık karşılığını inter gördü. kadrosunda balotelli olmasına rağmen eto'o afrika kupasına gitti diye pandev i almışlardı. milan ise yaz transferindeki basiretsizliğini ara transferde de sürdürmüştü. dün pato yoktu, boriello ya kaldılar. inter de ise pandev muhteşem oyununu enfes frikik golüyle süsleyip koptu gitti.

YILLAR GEÇİYOR, YÖNETİCİLİK MANTIĞI DEĞİŞMİYOR.


yıllar önce tomas formayı yere attığında birkaç hafta oynatılmamış, sonra sıkışınca mecbur kalıp, oynatılmıştı. şimdi yine benzer bir durum var ve bugün öğreniyoruz ki önder turacı affedilmiş. ne değişti de önder affedildi? madem affedecektiniz niye cezalandırdınız. bir daha yönetim kimseyi kadrı dışı bırakabilir mi? bıraksa da kim ciddiye alır?

19 Ocak 2010 Salı

BERRAK TÜZÜNATAÇ


FAZLA FORVETTEN ZARAR GELMEZ

gökhan ünal ın fenerbahçe ye transferi belliki semih i ve güiza yı strese sokacak. fenerbahçe gibi bir takımın kazım da gittikten sonra forvet için alternatif yaratması doğru hamle. gökhan da psikolojik problemlerini bir kenara bırakırsa faydalı olacaktır. bakalım daum gökhan a ne kadar süre verebilecek? bu arada mehmet topuz ve gökhan ünal 1.5 yıl sonra bu kez fenerbahçe de buluştu.

14 Ocak 2010 Perşembe

ÇOK PARA


ihale sonucuna göre biz izleyicilerden kulüplere ciddi bir para transferi olacak. kulüplerin bu parayı verimli bir biçimde kullanamayacakları malum. onun için federasyonun haziran transfer dönemine kadar ciddi önlemler alması gerekir. özellikle yabancı transfer şartları değiştirilmelidir. kastettiğim sayı sınırlaması değildir. yaş sınırı, milli olma şartı ve buna benzer koşullar getirilebilir. bunun dışında gelecek paranın kullanımında çeşitli düzenlemeler yapılabilir. mesela altyapı ve tesisleşmeyle ilgili aktarımlar bağlayıcı şekilde düzenlemelidir.

13 Ocak 2010 Çarşamba

Bİ COLA İÇER MİYİZ?


gora, arog derken cem yılmaz şimdi de yahşi batı yla sinemalarda...

cem yılmaz yine bambaşka bir dünya kurmuş, bir ana hikaye etrafında esprilerle bezenmiş bir film yapmış. filmdeki sorun ve de bir çok kişinin filme burun kıvırmasının nedeni işte bu ana hikaye. cem yılmaz herşey çok güzel olacak ve hokkabaz daki iyi öykü performansını diğer filmlerinde gösteremiyor, evet espriler güzel ama ana hikaye yeterince çekmiyor insanları. bunun sonucu olarak da cem yılmaz verilen uğraşının tam olarak karşılığını göremiyor. ama unutulmaması gereken bir nokta var. cem yılmaz bu işlerin altına girmese, böyle filmler çekmese türk sineması adına yapılan komedi filmleri ortada. cem yılmaz a bu kadar yüklenmek yanlış. tabii ki daha iyi olabilirdi yahşi batı. ama bu onu bu kadar acımasızca eleştirme hakkı vermez kimseye. aksine destek olmak gerekir daha iyiyi yapabileceğini farklı şekilde dile getirmek lazım. nolursa olsun cem yılmaz kendi sınıfının en merak edilen ayrıca da görmeye değer filmlerini yapıyor.

2 Ocak 2010 Cumartesi

VEFA, SEMİH, FENERBAHÇE KAPTANLARI


fenerbahçe nin alex ten önceki birinci,ikinci ve üçüncü kaptanı bu kulüpten nasıl ayrıldı? bir anlamda kaçarak. sözleşmeleri yenilenmedi, sezon sonu konuşuruz dendi, sonra da oyuncularla bir şekilde anlaşılamadı ve de 3 kaptan aynı anda takımdan ayrıldı. şimdi de 2.kaptan semih in sözleşmesiyle ilgili bir sınav veriyor yönetim, daha doğrusu veremiyor. oyuncunun opsiyonlu sözleşmesi tek taraflı olarak uzatılıyor. aklımıza aurelio olayı geliyor hemen. sözleşmenin tam ayrıntısını bilmiyorum ama uefa bu konuda genelde oyuncudan yana. yönetim semih in sözleşmesini uzatma opsiyonunu kullanmak için bilgi amaçlı bile olsa da semih e haber vermeliydi. şimdi de semih federasyona başvurunca hain ilan edildi. semih isteseydi euro208 sonrası sözleşme yenilememişken bu takımdan ayrılabilrdi. ama yapmadı, belki kariyerinin en yanlış kararını aldı. ama yönetimin oyuncusuna hele ki semih e bu şekilde davranmaması gerekirdi. şimdi ne olacak? semih i bir anda hain durumuna soktular. devre arası kampına götürülmeyeceği bile söyleniyor. ayıptır, yazıktır semih gibi bir oyuncuya bu yapılmamalı.

KAYSERİ NİN TRANSFER BİLMECELERİ


topuz olayı yaz gündemini epeyce kaplamıştı. gökhan ünal ın da takımdan gidişi sancılı olmuştu. şimdi de ali turan. bir yönetici galatasaray la anlaştık diyor, menajer ve de başkan henüz değil diyor. galatasaray cephesi oyuncunun menajeri bize geldi diyor. transferin nasıl yapılacağı kanunlarda açık ama ülkemizde bir türlü bu işleri sorunsuz yapamıyoruz ve de kayserispor hep bu sorunların içinde. neden acaba?
edit: kayserispor ali turan için ankaragücü ile anlaşmış.

29 Aralık 2009 Salı

TRANSFER HABERLERİ

ara transfer başladı. bu transfer döneminde oyuncu ve kulüplerin düşünceleri biraz farklı olacak. oyuncular genelde dünya kupasında oynayabilmek için kendilerini milli takım patronlarına beğendirecek neredeyse 6 aylığına bile olsa oynama garantisi olacak takımlara yönelecek. takımlarsa her zamanki pek çok parametreyi değerlendirip, transfer yapacak. dedikodulara gelince;
  • toni roma ya
  • gago juve ye
  • aguero city ye gidiyor.

andre santos - real madrid haberlerine en çok fenerbahçeliler sevinir herhalde çünkü wederson kadar bile katkı yapmadı fener e. beşiktaş kalecisini buldu. galatasaray eğer sağlam bir stoper bulabilirse hem türkiye hem avrupa da hedeflerine ulaşabilir.

21 Aralık 2009 Pazartesi

TAKVİYECİLER

devre arası geliyor, fenerbahçe ve galatasaray kadrolarını takviyeye hazırlanıyor. fenerbahçe carlos un gidişi, deivid in de muhtemel ayrılığı ile birlikte yer açtığı 2 yabancı kontenjanı için transfer yapacak. tahminim bir forvet bir orta saha alacakları yönünde çünkü solda carlosun gitmesine rağmen alternatif çok. galatasaray ise baros un nasıl döneceğini kestiremediği için ve de stoperde gökhan zan ın sakatlıkları nedeniyle transfer yapacak. peki beşiktaş durur mu? tabii ki hayır onlarda mutlaka ihtiyaçları olmasa bile transfer yapacaklar. kayseri ve de bursa da transfer yapacaklarını açıkladılar. e trabzon un da transfer yapacağı kesin. takımlarımız bu ara transferde yaz transfer dönemini ne kadar planlı ve iyi biçimde geçirdiklerini tüm kamuoyuna göstermiş olacaklar.

15 Aralık 2009 Salı

SPALETTI ZENIT TE


spaletti gibi bir adam zenit te neden çalışmak ister? muhtemel cevap bol sıfırlı bir sözleşme.

ERGENEKONCU KAZIM


kazım ergenekoncu çıktı deseler artık kimse şaşırmayacak. son 1 ayda önce twitter dan bjk ye salladı, sonra küfürlü itirazdan kırmızı görüp, 4 maç ceza aldı, cezalı olduğu maça gelmeyip santos la eğlencelere aktı(santos u da azdıran kazımmış meğer!), sonra arabasıyla takla attı, ardından seks partisi düzenlediği iddia edildi, yetmezmiş gibi adı bir de şike iddialarına karıştırıldı. sırada ergenekon var doğal olarak. çok değil 6 hafta önce galatasaray maçındaki futboluyla göklere çıkartılmıştı kazım.

13 Aralık 2009 Pazar

NERDESİN MOGGI?


juventus fena halde dağıldı. zaten zor durumdaydı ama inter galibiyeti suları durultmuştu fakat önce bayern e yenilip, şampiyonlar liginden elendiler sonra bari fişi çekti. ferrara yolcudur artık...

5 Aralık 2009 Cumartesi

LILY ALLEN


KAYSERİ KAFASI

kayseri ve bursa yarın ligde çok önemli bir maç oynayacak. 2 takımda bu yıl iyi bir çizgi tutturdu ve de ilk yarıyı ikisinden birisi lider bitirirse kimse şaşırmayacak. ama konu bu değil. malum kayseri yeni bir stat yaptı fakat seyirci maçlara pek ilgi göstermiyordu. yönetim maça seyirciyi çekmek için bu maç öncesi biletleri 1 ve 2 tl olarak belirlemiş ve de bilet kalmamış. acaba yönetim diğer maçlar için de böyle bir fiyat uygulamasını devam ettirmeyi düşünüyor mu? stat 30 bin kişilik 10 ya da 20 tl den 5 bin satacağınıza 2 değil ama 3 tl den 25 bin bilet satılsa ticari olarak bir fark olmaz. bu hesabı kayserililere anlatmaya gerek yoktu sanırım.hem de zaten iyi oynayan takım seyirci desteğini arkasına almış olur.

4 Aralık 2009 Cuma

GIULIETTA GERİ DÖNDÜ.

147 nin yerine gelecek model 148, 149 ya da milano derken giulietta oldu. araç klasik alfa tasarımının günümüze yansımış bir hali. 2010 baharında avrupa da satışta türkiye de ne zaman satışaçıkacağı henüz belli değil.alfa 147 deki eksikliklerini gidermeye çalışmış. geliştirilmiş iç mekan kalitesi, start-stop düğmeli çalışma, küçük hacimli yüksek beygir üreten motorlar bunlardan birkaçı. diğer markaların zaten alfa ya göre olan eksikliklerini kapatmaları pek mümkün görünmüyor. ha bu arada 147 gta nın yerini alacak modelin adı Quadrifoglio Verde ve 1.75 litrelik motorla 235 beygir güç üretiyor.

1 Aralık 2009 Salı

AVRUPA FUTBOLU

bir el clasico daha geride kaldı. bu ve benzeri maçlar artık medyada daha fazla yer alır oldu. hele bu son maç aynı saatteki sivas-beşiktaş maçının önüne çıktı. bunun bir nedeni 2 takım arasındaki rekabet olabilir. fakat ülkemizdeki futbol seyircisi naklen yayınların da etkisiyle ligimizden çok avrupa da oynanan maçlara kayıyor. maçlar arasındaki kalite ve tempo farkını net biçimde görebiliyor. türkiye deki futbolun kalitesizliğe de bu duruma zemin hazırlıyor kuşkusuz. bu noktada şüphesiz federasyona ve kulüplerimize görev düşüyor. elbirliğiyle ligimizin seyir kalitesini yükseltecek önlemler alınmalı, değilse lig maçlarımızda zaten boş olan tribünler gibi maçları tv den de kimse izlemeyecek.

29 Kasım 2009 Pazar

NORMAL SONUÇ


el clasico da favori kazandı. fakat beklenildiği kadar tek taraflı bir maç olmadı. geçen sezonki maçları düşününce real madrid in 2. galactico hareketiyle aradaki oyun farkını bir nebze kapattığını söyleyebiliriz. artık gidişat nolur bilinmez ama 2. yarıda bernabeu daki maç her sonuca açık olacak gibi görünüyor. barcelona zaman zaman istediği oyunu sahaya yansıttı ancak inter maçı kadar kadar baskılı oynayamadı. bunda real madrid in orta saha ve ileri ucunun inter e göre daha yaratıcı oyunculardan kurulu olmasının payı büyük. hatta puyol un ekstra performansı olmasa real oyun 0-0 iken öne geçebilirdi. busquets atılıp, barca 10 kişi kalınca pellegrini nin ronaldo yu çıkarmasını yadırgadım. barca da her zamanki gibi xavi-iniesta müthiş oynadı. ibrahimoviç görevini tek vuruşla yaptı. real de kaka etkiliydi. maçın yıldızı da puyol dur.

28 Kasım 2009 Cumartesi

EL CLASICO


genel itibariyle barca-inter maçına yakın bir oyun bekliyorum. ibra ve messi nin de oynamasıyla barca favori ama geçen sezonun ilk yarısında barca oldukça favoriyken bile zor almıştı maçı. yine derbidir favori olmaz deyip madrid e açık kapı bırakalım ama önce barca sonra real in çok çok razı olacağı beraberlik çıkabilir oyundan. ronaldo-kaka-raul bakalım nou camp da ne kadar top görecek?

BELLİYDİ


hani derler ya perşembenin gelişi... aynen öyle. beşiktaş maçından önceki 3 haftalık arada yapılan tatiller, sakat oyuncuların çokluğu, üzerine bir de cezalıları koyunca fenerbahçe fizik olarak tamamen bitik durumda çıktı sahaya. zaten seyirci de yok. carlos ve güiza ya verilen ödünlerin diğer oyuncular kanadından bir yansımasını da bekliyordum. beklediğim gibi de oldu. takım gerideymiş diye düşünen, saldıran, top oynamaya çalışan, varolan duruma isyan eden tek bir oyuncu yok. böyle olunca da yenilgi kaçınılmaz oldu. ciddi bir otorite boşluğu var. acil önlem almak gerekiyor. gidişat pek iyiye değil, bu görüntü takım eskişehir den de çıkamaz.

26 Kasım 2009 Perşembe

TRABZON vs. ŞENOL GÜNEŞ


şenol güneş 3. kez trabzon un başına geçiyor. 2 tarafta oldukça istekli. hadi trabzon un şenol güneş i istemesini anlıyoruz bu dönemde ondan daha iyisini bulacak değiller, ama şenol hoca da ilginç bir biçimde istekli. şehirde çalışmanın ne kadar zor olduğunun kulübün yönetiliş tarzını ve takımın durumunu bildiği halde adeta koşarak takımın başına geliyor. anlaşılan hoca memleket hasreti çekiyor. inşallah takımın başında uzun süre kalır. ayrıca hocanın neler yapacağını da merakla bekliyorum.

24 Kasım 2009 Salı

FUTBOLDA DÜN YOK

barcelona bugün kaybeder, rubin de kazanırsa bunu sık sık duyarız bu sezon sonuna kadar...
barca messi, abidal ve marquez in yokluğunda inter in karşısına çıkıyor. kazanmaktan başka bir şey düşünmezler ancak oldukça zor maç, üstüne bir de haftasonu real madrid maçı var. geçen sezonun tüm kupaları toplayan guardiola için geçen pazar oynanan bilbao maçını da düşününce geçen sezonun ilk 2 haftasından sonra en gergin süreçten geçiyor diyebiliriz. bakalım bu gece ve haftasonu neler gösterecek.

21 Kasım 2009 Cumartesi

BEŞİKTAŞ:3 FENERBAHÇE:0


sonuç 1.gol sonunda belli oldu. 1. gole kadar fenerbahçe daha iyi takım olduğunu gösterdi. ama gol gelince ki fenerbahçe adına çok acemice yenmiştir(emre sakatken neden devam eder yat yere takımı eksik bırakma defansta, 'golü atan fink'), işler tersine döndü. daum da ilginç kararlar verdi, geriye düşmesine rağmen vederson u soktu. bir de fenerbahçe ilginç bir şekilde yıllardır bu tip deplasmanlarda rölantide oyun oynuyor. halbuki ne zaman dikine oynasalar pozisyona girdiler. takım tembelleşmiş durumda.
carlos un oynadığı futbola avrupa nın hiçbir takımı müsade etmez. çok rahat bir şekilde penaltı yapıyor, rakibin önüne top indiriyor ve kimse de napıyorsun carlos demiyor. büyük takımlar böyle oyuncuları kaldıramazlar, kim olursa olsun kaldırmamalılar.
kazım a da müsade etmez kimse, sürekli rakibe, hakeme itiraz.
güiza çarşamba gol atıp, fener e gelince mi sakatlanıyor acaba...
beşiktaş a gelince...
konsantre oynadılar, yarışa katıldılar, üzülmez hayatının en iyi ortalarını yaptı. ama yine de hala çok iyi takım değiller. yani bir şeyler eksik hem takımda hem denizli de. hala serdar özkan la başlıyor oyuna.

18 Kasım 2009 Çarşamba

CEMAL DALGA


gerçekten olacak iş değil...

ancak türkiye de olur böyle bir gündem. önce derbide çıkan olaylar sonra da bu ilginç durum. elleri kolları bağlı, çareyi komple infazda bulmuşlar. utanç verici bir yönetim için tabii, çözülmüş ve de temizlenmiş değil hala.

16 Kasım 2009 Pazartesi

DE NIGRIS GİTTİ


ister ekmek parası deyin, ister futbol sevgisi, ister gözükaralık...

türkiye de onun için futbol oynayamaz raporu olmasına rağmen futbola devam türkiye dışında devam edip kalbine yenildi de nigris.

1 Kasım 2009 Pazar

GİT BURALARDAN SEMİH


sakın yeni sözleşme imzalama semih. alex sakat, güiza sakatlıktan dönmüş ve her zamanki gibi formsuz ve de semih yedek. bunlar yetmezmiş gibi oyundan 2. forvet olarak oynayan kazım çıkıyor oyuna semih girmiyor, daha da ilginci özer de girmiyor. aykut kocaman girse ancak bu kadar şaşırabilirdim ama 3 büyüklerin hocaları böyle maalesef. kısacası semih şu oyunu oynamaktan biraz zevk alıyorsa fenerbahçe ile yeni sözleşme yapmaz. genç semih giderse ne mi olur, nolcak genç özer den bahsetmeye başlarız.

25 Ekim 2009 Pazar

SEBASTIEN LOEB E SAYGILARLA


tartışmasız gelmiş geçmiş en iyi rallici...

üst üste 6. kez dünya şampiyonuolsu. kırılması çok zor bir rekoru durmadan geliştiriyor ve durdurabilen de yok. hirvonen oldukça yaklaştı ancak bu yıl da olmadı, bakalım bu adamı geçebilen olacak mı?

11 Ekim 2009 Pazar

4 YILLIK TERİM DÖNEMİ


ersun yenal ın yerine acil olarak gelmişti milli takımın başına. takımı zor bir dönemde alıp, play-off a taşımıştı, sonrası malum isviçre maçları ve olaylar. daha sonra iki eleme grubu ve ne yazık ki bir büyük turnuva oynayabildi terim. bu dönemde milli takım iyi ve sistemli oyunundan çok mücadeleci yapısıyla dikkat çekti. bu durum bazen hırçınlığa, kavgacılığa dönüştü. takım hiçbir zaman istenen oyunu oynamadı. 4 yıllık süreçte sürekli anadolu nun ve avrupa nın sürekli tarandığı yeni oyuncuların takıma monte edileceğinden bahsetti terim. oysa ki geçen mart sonundaki ispanya deplasmanında sahada ibrahim üzülmez i, son belçika maçında ise ceyhun eriş ve yusuf şimşek i gördük sahada. terim yönetiminde bir şeylerin yolunda gitmediği kesindi. terim adına yolun sonu geldi. zaten terim kendisi de enerjisinin milli takım için fazla(!) geldiğini belirtiyordu. şimdi artık o da istediği yola gidebilir.

4 Ekim 2009 Pazar

İSTİFA ÇÖZÜM MÜ ŞİMDİ?


bülent uygun istifasını açıklamış. sivasspor için bu çözüm mü şimdi? varolan 3 yıllık oturmuş bir düzeni değiştirip, başlamıştı oysaki sezona. farklı bir kimliğe büründürmek istiyordu sivasspor u belli ki... ancak pes etti ya da ettirildi onu tam olarak bilemiyorum. bildiğim tek şey sivasspor için her şey daha zor olacak. baştan aşağı uygun tarafından değiştirilmiş kadroya şimdi yeni hoca gelecek üstelik takım ligde bu konumdayken. bülent hoca devam etmeli takımı zor durumdayken görevi bırakmamalı, her ne kadar yıpranmış olsa da.

27 Eylül 2009 Pazar

SONUÇ VAR


klasik daum takımı...

kimse memnun değil fenerbahçe de nedeni de takımın kötü oyunu değil. galatasaray ın iyi oynayıp kazanması, bu durum herkeste bir tedirginlik yaratıyor. dün de aynısı oldu. oyun kimseye zevk vermedi, fenerbahçe çok zorlandı ama kazandı. ancak takım hiç bir şey oynamıyormuş gibi görünürken bile 3 tane direkten dönen top ve de güiza nın karşı karşıya kaçırdığı iki net pozisyon vardı. buna karşın antalyaspor un gol dışında her hangi bir pozisyonu yoktu.

bu memnuniyetsizlik ortamı bakalım ne kadar daha sürecek?

26 Eylül 2009 Cumartesi

ALBAY LANDA


filmi izleyenler başlıktan ve resimden hemen anlayacaklardır. tarantino yapmış yine yapacağını...

senaryosu, kurgusu güzel bir film. fakat filmde herşeyden çok öne çıkan isim Christoph Waltz olmuş. müthiş bir oyunculuk sergilemiş ve de filmin önüne çıkmış, brad pitt ve tarantino buluşmasında hem de.

21 Eylül 2009 Pazartesi

DAUM DAN DAHA FAZLASINI BEKLEMEYİN


daum aynı daum...

3 sezonda mantalitesinde herhangi bir değişiklik olmadığını kesin bir şekilde anladık artık. öyle rotasyonmuş, 17-18 kişilik hazır kıta bir kadroymuş, genç oyuncu kazanımlarıymış düşünmüyor. zaten hiç düşünmedi. bunu bile bile geri getirildi takımın başına. artık yapacak bir şey kalmadı. değişmiş olabileceğini düşündü herkes. bir de elinde oldukça geniş bir kadro var. bu oyunla da fenerbahçe zor şampiyon olur. artık aziz silin mi yapılır, aykut a neşter mi vurdurulur bilemem ama önümüzdeki haftalatda böyle başlıklara herkes hazır olsun. son olarak daum iki sonra takımın istediği oyunu oynayabileceğinden bahsetti. bazen gerçekten kuşkuya düşüyorum bu daum un türkiye yi ne kadar iyi tanıdığına düşündüğümde.

20 Eylül 2009 Pazar

DENİZLİ İLGİNÇ ADAM


her hareketiyle farklı bir adam mustafa denizli...

bu aldığı kararların tamamına katıldığım, ya da futbol mantalitesini benimsediğim anlamına gelmesin. belli ki olaylara bir çoğumuzun belki tamamımızın baktığı açıdan bakmıyor. bu görev yaptığı her yerde geçerliydi. böyle bir futbol adamı ülkemiz için gereklidir. büyük ihtimalle de beşiktaş kariyeri bitmiştir. ama kariyeriyle, açıklamalarıyla, hareketleriyle mustafa denizli türk futbolunun önemli şahsiyetlerinden biri olarak kalacaktır. burada önemli bir görev de beşiktaş camiasına ve yönetimine düşüyor. onun ismini tartışmaya açmadan bu sorunu halletmeleri gerekir.

12 Eylül 2009 Cumartesi

EMRE NİN ŞUTU GOL OLSAYDI...


herkes son dakikalarda direkten dönen şutun gol olmasını şüphesiz isterdi, fakat bu avrupa şampiyonasında da varolan halının altına süpürülen sıkıntıların bir kez daha görmezlikten görülmesine sebep olacaktı. 2008 de de takımın oynadığı futboldan çok mücadele ve en ümitsiz olduğumuz anlarda bile takımın maçı bırakmayışını konuştuk. dünya kupası elemeleri başlayınca herşey aynen devam etti, milli takım bir türlü istenen futbol seviyesine ulaşamadı ve bu noktaya geldik. büyük bir ihtimalle dünya kupasına gidemeyeceğiz, tabii ki üzülüyoruz ama bu durumu fırsata çevirmeliyiz. artık takımımızı sahada taktik ve teknik bir disiplin içinde görmek istiyoruz. teknik kadrosundan oyuncusuna kadar artık sinirlerine hakim olan bir takım istiyoruz.

6 Ağustos 2009 Perşembe

NERDE O ESKİ FORMALAR - 3

manchester united 98-00 iç saha forması...
efsane reklam sharp...
umbro nun yaptığı en iyi formalardan biri...
kırmızı şeytanların ligde ve avrupa daki en iyi yılları...
Keane, Yorke, Cole, Beckham bu formayı giydiler

CITY NE YAPAR?

premier ligde ilk 4 malum yıllardır değişmiyor. dönem dönem onlara yaklaşan takımlar oldu ancak araya kimseler giremedi. bu yıl sanki durum farklı olacak. liverpool ve arsenal kadrolarından önemli oyuncuları sattılar. yerleri de henüz dolmadı. bu dörtlünün arasına girebilecek tek takım city gibi duruyor. müthiş bir yatırım yaptılar, transfere de son noktayı koymadılar. martin o'neill city ligi kazanabilir dedi mesela. ben o kadar ileriye gidebileceklerini düşünmüyorum ama 3. veya 4. sıra onların olabilir.

5 Ağustos 2009 Çarşamba

PEÇETEYLE YÖNETİME İSTEK YAPMAK

dün real madrid e transferini tamamlayan xabi alonso liverpool yönetimine ayrılmak istediğini yazılı olarak iletmişti. alonso nun izinden giden diğer bir oyuncu everton lı joleon lescott oldu. o da meslektaşı gibi man.city e transfer olmak için aynı yolu kullanıp, everton yönetimine ayrılmak için yazılı bir şekilde başvurmuş. ne kadar kibarlar değil mi?

LIVERPOOL NEREYE ?

5-6 sezondur devamlı olarak transfer sezonunda ciddi paralar harcayıp, önemli transferler yapan liverpool, bu yıl kriz etkisiyle olsa gerek frene bastı. sadece glen johnson ı, oldukça yüksek bir bonservisle aldılar. dün de orta sahanın önemli ismi benitez in beraberinde getirdiği xabi alonso yu satarak orta sahada ciddi olarak zayıfladılar. elde mascherano, lucas leiva ve gerard kaldı. gerard ı benitez in daha ön bölgede düşündüğünden hareketle liverpool un bu bölgeye transfer yapacağı kesin. ilk hedef krizin pençesindeki roma gibi görünüyor. aquilani nin ismi ciddi biçimde liverpool için geçiyor artık. tabii bir de mascherano nun da takımdan ayrılma ihtimali var ki o zaman liverpool orta sahası iyice zayıflar.

3 Ağustos 2009 Pazartesi

BEŞİKTAŞ VE ŞAMPİYONLAR LİGİ

toraman bir an önce takıma dönmeli ve de stoperdeki yerini almalı. çünkü beşiktaş a eldeki kadrodan orta sahayı fink ve ernst le birlikte üçleyecek bir savaşçı lazım. bu isim de çok ideal olmamasına rağmen sivok tur. bu üçlü dışındaki tercihlerde beşiktaş özellikle deplasmanlarda çabuk çözülecektir.

ALEX ARTIK PUMA GİYİYOR

türkiye ye geldiğinden beri adidas ın klasik model, sade tasarımlı kramponlarını tercih eden alex, yaptığı yeni sponsorluk anlaşması sonucunda puma giymeye başladı.

2 Ağustos 2009 Pazar

HIRVONEN TAM GAZ


mikko hirvonen finlandiya dan galip ayrıldı. 2. olan loeb le arasındaki puan farkını 3 e çıkardı, sezonun kalanı bu iki pilot arasındaki mücadeleye sahne olacak. merakla beklediğim raikkonen ise 23 etaplık yarışın 19. etabında kaza yaparak 15. durumdayken, yarış dışı kaldı, ancak tüm otoriteler raikkonen in bu haftasonuki performansından övgüyle söz ediyor. raikkonen de kaza yapmasalar bile aracındaki motor sorunları nedeniyle yarışı bitirmelerinin zaten mümkün olmadığını belirtti

raikkonen in kaza sonrası aracı: Abarth Grande Punto S2000